31 Ekim 2009 Cumartesi

Birazda Ultima Online

Evet yıl 2003'dü bu oyuna başladığımda. Komşumuzun oğlu öğretmişti. Onu izliyordum bir gün. Sende oynamak ister misin? diye sordu. Evet dedim bana bir cd verdi ve msnini. Cd yi yükle msnimi ekle benle konuş dedi. Konuştum. Arqas diye bir serverdan bahsetti. Buna bağlanacakmışım. Birşey indircekmişim vesaire vesaire. Girdim bana mage kasmayı öğretti. Git dedi şu adaya orda herkes kasıyo. Biraz geliştirdim yeteneğimi Energy Field yazıyo orada onu at dedi. Ghost Mause diye bir program verdi bana. Kurdum dışarı mahallede maç yapmaya gittim. Döndüğümde ilk ölümümü yaşamıştım. Canlandırdılar. Kim öldürdü dedim. Biri ben dedi. Meğer gateinin üstüne macro kurmuşuz. Oda saldırıyorum sanmış.

Böyle başladı hikayem ultimada ve tutkum oyuncu kalitesi nedeniyle azalmış olsa da hala devam etmekte. En azından bıraktıracak kadar bıktırmadı.

Daha sonra Amentes'e başladım. Thulann diye bir scripterdan eski bir serverımda gördüğüm Han Sistemini istedim. Tamam dedi bana. 3 gün sonra beni yanına çekti. Anlatmaya başladı. Kasadan haftada bir para alabilirsin. İstediğini atabilirsin. Attığın 1 saat giremez. O an dedim bende bu işi yapmak istiyorum.

İlk sphereımı indirdim sphere 55r. Tek bildiğim şey .add. Birşeyler yarattım falan. Ultima-Strike diye bir sitenin olduğunu orda milletin bu işi öğrettiğini öğrendim. Direk girdim 2 yıl hiç bir yazı yazmadım. Sadece okudum. Noxier'i gördüm. Herkes ondan yardım istiyordu. Oda kimseyi kırmamaya çalışıyordu. Hedefim o oldu. Noxier'i geçiceğim dedim. Itemdef & Chardef le başladım. Yavaş yavaş birşeyler yaratıyordum buda bana çok büyük bir keyif veriyordu. 2 yıl sadece bilgim event function vs de gidip geldi. Sonra bir ilkbahar günü(2008 Mayıs) Gökberk'i(Slothere) msnime ekledim. Soru soruyordum. Çok da bunaltmamaya çalışıyordum. Sonuçta bilgili adam =)) Sadece yolu gösterdi bana. Şunu şöyle yap dedi. Al bunu koy olur demedi hiç bir zaman. Bende şevkli öğrenci modeli hep yapıyordum ona gösteriyordum. Olmuş diyordu ama hiç beğendim demiyordu. 2 ay yazdım yazdım. Noir projesinde kendimi geliştirdim. Mertle(Alcholic) tanıştım. Daha sonra ikinci projem Etheria yı açtık Emre ağabeyim(Leon Jade) ile. Murat abi(Mysterious) ağabeylik yaptı bana. Bende bir dediğini iki etmediğime inanıyorum. Bu iki proje her şeyin pekişmesinde yardımcı oldu.

Daha sonra Üniversite sınavı için şimdilerde ultimadan uzak bir hayat sürüyorum. Sadece platformlarda takılmakla geçiyor zamanım.

Son 6 yılım böyle geçmiş. Devam edeceğiz 1-2 yıl daha. Daha sonra bırakacağız ve mesleğimize bakacağız.

Berkay(Ist-Avrit) Bayülker

29 Ekim 2009 Perşembe

Mustafa Kemal Atatürk

İlk yazımı Türkiye Cumhuriyetinin önderi Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazmaya karar verdim.

Fakat herkesin bildiği 1881'de doğdu. Babası Ali Rıza Bey'dir gibi bize öğretilen şekliyle yansıtmayacağım Atatürk'ü.

Bilindiği gibi o Osmanlı Devletini diplerden tekrar gün yüzüne çıkarttı ve adını,politikasını,yönetim biçimini kısaca her şeyini değiştirip Türkiye Cumhuriyetini kurdu. Bu uğurda savaşlarla düşmanlara göğüs gerdi. Türklüğün ne demek olduğunu insanlığa gösterdi.

Günümüzde tüm okullara, devlet kurumlarına resmini asarak, parklara, bahçelere heykelini dikerek, 10 Kasımlarda mezarına çelenk bırakarak onu unutmadığımızı ve ona olan borcumuzu ödediğimizi göstermeye çalışıyoruz. Peki bu kurtuluş borcu, bağımsızlık borcu, bu kadar kolay ödenebilecek bir borç mudur?

Bu borç 2-3 törenle, bir çiçek parasıyla ödenebilir mi? Bu borç 3-4 çerçeveye para verip içine fotokopi Atatürk resmi koyup asmayla ödenebilir mi?

Süleyman Apaydın bir şiirinde derki:

"Fazla geldiyse size,

Hürriyet, Cumhuriyet...
Özlemini çekiyorsanız,
Saltanatın, sultanın...
Hâlâ önemini anlayamadıysanız,
Millet olmanın...
Kul olun, ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin, Şeyhülislamın...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi.
RAHAT BIRAKIN BENİ... "

Sanki Atatürk yazmış gibi gelir bana bu şiir. Onunda düşüncesi bence aynen budur. Bizim borcumuz onun mezarına gül bırakmak değil onun doğrularından gitmektir. Onun doğrularının üstüne yeni doğrular katıp onun çizgisinden gitmektir. Bizim ona olan borcumuz 90 yıl sonra keşke Atatürk burada olsaydı demek değildir. Asıl borcumuz onu aramamaktır. Onsuz da bir millet olduğumuzu onsuz da ayakta durabildiğimizi ona göstermektir. O sadece bir öncüdür. Bir kişi dünyayı değiştiremez. Bir kişi sadece örnek olur, yol gösterici olur. Diğerleri onun izinden gitmezse o yol göstericinin o yolda ilerlemesinin bir anlamı kalmaz. Kimse onu örnek almazsa onun örnekliğinin bir anlamı kalmaz. İşte Kurtuluş mücadelesini Türkiye halkının o yoldan gitmesi sayesinde kazandık. Bağımsızlığımızı o yolda yürüyerek kazandık.

Şimdi ise bir avuç piç kurusunun ülkeyi ne hallere getirdiğinden bahsediyoruz; ama sadece konuşuyoruz. 7 yıldır yalandan muhalefet yapılıyor bu şerefsizlere karşı. Gözleri boyanıyor Türk insanının fakat kimse dur diyemiyor. "Size bu vatanın tapusunu mu verdiler?" diye kimse sormuyor, soramıyor bu şerefsizlere. Peki bunu kim sorabilir?

Atatürk mü? 1938'de kendisini siroz nedeniyle kaybettik ama ülkeyi düzeltmesi için dirilmesini bekliyorsanız buyurun bir ömür boyu bekleyebilirsiniz.

Ben kimim?

Benim adım Berkay Bayülker. Nam-ı diğer Basic. Sınavdan sonra yeni bir başlangıç yaparak nickimi Ist-Avrit yapacağım için blogumun adı Basic & Ist-Avrit.

06-08-1992'de Ankara'da doğdum. TED Ankara Koleji 12. sınıf öğrencisiyim. Bu seneki yeni sistem LYS ve YGS sınavları için hobilerime ara vermiş bulunuyorum. Temmuz gibi yeni bir Ultima Online projesiyle ilk ve son işimi yapmayı planlıyorum. Daha sonra da Ultima'dan uzaklaşıp kendimi mesleğime vereceğim.

That's All Folk.

Berkay(Ist-Avrit) Bayülker

Merhabalar...

Evet herkes bir blog oluşturmaya başlamış gördüğüm kadarıyla. Bende oluşturayım dedim. Bu blogda hayattaki zevklerimi, fobilerimi, zamanı geçirme yollarımdan bahsedeceğim. Her gün yeni bir yazı yayınlama çalışacağım. Artık birkaç saniyenizi bana ayırıp okursunuz diye ümit ediyorum.

Hepinize iyi günler/akşamlar.

Berkay(Ist-Avrit) Bayülker